Panayır Yeri ve Sürdürülebilir Tüketim Çağında Akademi

fantasy, sculpture, monument, giant, magic, mystical, surreal, winter, landscape, walker, snow, mood, moon, sage, mythical creatures, cold, composing, photomontage, nature, gorgeous, mountain, ice cream, blue

21. yüzyıla heyecanla girmiştik… Gelecek parlak, gelecek zengin, gelecek yenilikçi, gelecek çığır açıcı ! Çığır açıcı derecede mekanik ve teknik. Şifreler, abonelikler, hesaplar, veri tabanları, programlar, etiketler, fotoğraflar ve biz. Uzay boşluğunda dalgalanarak süzülen yolunu kaybetmiş frekanslardan birinde duruyoruz her birimiz. Benlik artık, “hakkımda konuşulmuyor, o halde yokum” algısı içinde, evrende sönen bir yıldız gibi parlaklığını yitiriyor. Sürdürülebilir tüketim çağı insan beynini tüketmeye başlayalı yaklaşık 30 yıl olmuştur.

Rekabetçilik insanın yaban doğası ile güdülmesine yol açıyor. Bugün tüm dünyada akademik fikir ürerimi hiper-Taylorist bir model içinde gerçekleşiyor. Üniversiteler kamusal işlevlerini yitireli çok oldu. Projeleştirme, trendler ve araçsalcılık, büyük antik kapıların önündeki muhafızlar olarak yolu tutuyor. Teknik artık bir araç değil amacın kendisi haline gelirken, bilgi ağını kontrol eden ve bilgi akışını yönlendiren şirketler derin düşünen akademisyenlere ihtiyaç duymuyor.

“Yol kapalı. Yol kablolar ve ‘ceo’lar tarafından tutuldu. Yol kapalı.”

Günümüzde yazma ve yayınlama süreci artık akademisyenlik için sıradan bir hayatta kalma gerekliliği oldu. Meraka gerek yok. Bizim için düşünen bir yapay zekâ artık bize bir “fikir” verebilir. İçi boş ama kapağı ve başlığı olan yazı başlangıçları…. Masanın üzerinde duran bir dosyanın oradan kaldırılıp diğer masaya taşınması işinin bile projeleştirilmesi gerekiyor artık. Ne için? Piyasa rasyonalitesinin adeta bir simülakrası olmuş akademide ilerlemek için. Üç tılsımlı “verimlilik, standartlaştırma, metalaştırma” kolyesini boynunda gururla taşımak için.

Kalite sarmalında boğulan, standartlaşma içinde kimliğini yitiren, üyeleri vasıfsızlaştırılmaya çalışılan akademide “bilim özgülüğünün” geleceğini ve “insani merak” duygusunu konuşmak için buradayız.

21. yüzyılda akademisyenliğe dair fikirlerinizi paylaşabilşirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top