Öğretmenin Şiddetten Korunma Hakkı

sailbot, boat, sailing, sunset, dusk, sunshine, summer, ocean, sea, lake, water, horizon, landscape, orange water, orange landscape, orange sunset, orange sea, orange summer, orange ocean, orange boat, nature, orange sunshine, orange lake

Veli ve Üçüncü Kişi Şiddeti, Mobbing ve Okulun Koruma Ödevinin Eğitim Hakkı Temelinde Değerlendirilmesi (Güncel Danıştay, idari yargı, Uyuşmazlık Mahkemesi, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı ışığında bir değerlendirme)

Öz: Öğretmenin işyerinde uğradığı şiddet çoğu zaman “kişisel bir sorun”, “amir–memur geçimsizliği”, “veliyle yaşanmış münferit bir tartışma” ya da “eğitim ortamının olağan gerginliği” olarak görülür. Ancak öğretmenin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması, bireysel bir mağduriyet meselesi olmanın ötesinde, eğitim hakkının kendisine içkin bir koruma alanıdır. Çünkü öğretmen, eğitim hizmetinin taşıyıcısıdır; çeşitli şiddet türlerine maruz kalan bir öğretmenin okulunda, öğrencilerin nitelikli eğitime erişimi hakkı da zedelenir. Bu yazıda incelediğimiz yargı kararlarında öğretmene yönelik çeşitli şiddet türleri karşımıza çıkmaktadır: Bu yazıda incelenen yargı kararlarında öğretmene yönelik şiddet üç biçimde karşımıza çıkmaktadır: veli ve üçüncü kişilerden kaynaklanan “yatay” şiddet, idareden gelen “dikey” şiddet (mobbing) ve disiplin–atama mekanizmalarının hukuka aykırı bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü “usuli” şiddet.

Yazının sonunda okul idarecileri, ilgili idari kurumlar ve öğretmenler için somut bir uygulama kılavuzu da sunulmuştur.

RiskHukuki Sonuç
1. Okula girişi denetlemiyorsunuz:Üçüncü kişi saldırısında hizmet kusuru → tazminat (Danıştay 8. D., 2024)
2. Güvenlik uyarısı yapıldı, önlem almadınızBilinen riski görmezden gelme = ağırlaştırılmış sorumluluk
3. Disiplin soruşturması tarafsız yürütülmediCeza iptal → idarenin itibar kaybı (İzmir BİM, 2025)
4. Mobbing tespiti yapıldı ama önlem alınmadıTespit yetmez; önlem almazsanız ihlal devam eder (AYM, E.B., 2018)
5. Şiddet mağduru öğretmenin nakil talebi reddedildiCan güvenliği riski varsa reddetmek → kişilik hakkı ihlali (AYM, K.Ş., 2019)

1. Kavramsal Çerçeve: Eğitim Hakkının Bir Parçası Olarak Öğretmenin Korunması

Bu bölümde ne var? Öğretmeni korumanın neden bireysel bir tazminat meselesinden fazlası olduğu; uluslararası hukuk ve Anayasa’nın devlete ne yüklediği hakkında bilgi.

Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (bundan böyle “Sözleşme”) 13. maddesi, uluslararası hukukta eğitim hakkını en kapsamlı biçimde düzenleyen hükümdür ve Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iç hukukumuzun bağlayıcı bir parçasıdır.

Bu maddeyi yorumlayan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin 13 Sayılı Genel Yorumu (1999), eğitim hakkını dört bileşen üzerinden tanımlamaktadır: mevcudiyet (availability), erişilebilirlik (accessibility), kabul edilebilirlik (acceptability) ve uyarlanabilirlik (adaptability). Parantez içindeki İngilizce terimler uluslararası literatürde yerleşik karşılıklarıdır.

Öğretmen bu dörtlü yapının iki sütununda doğrudan yer almaktadır. Komite, eğitimin “mevcudiyeti” için nitelikli ve rekabetçi ücret alan öğretmenleri zorunlu unsur saymaktadır (GY 13, §6/a). “Kabul edilebilirlik” ise eğitimin içerik ve biçim bakımından nitelikli olmasını gerektirir (GY 13, §6/c); nitelik, mesleki onuru ve güvenliği güvence altındaki bir öğretmen kadrosu olmaksızın düşünülemez. Komite, akademik özgürlüğün yalnızca yükseköğretimle sınırlı olmadığını ve “eğitim sektörünün tamamında personel ile öğrencilerin” bu güvenceden yararlandığını açıkça belirtmektedir (GY 13, §38).

İncelenen davalarda devletin iki temel yükümlülüğü öne çıkmaktadır:

Birincisi: Komite, okullardaki insan onuruyla bağdaşmayan muameleleri — özellikle aleni küçük düşürmeyi (public humiliation) — eğitim hakkıyla bağdaşmaz görmekte ve devlete bu tür eylemleri “kamusal veya özel her eğitim kurumunda” önleme yükümlülüğü yüklemektedir (GY 13, §41).

İkincisi: Temel haklar hukukunda yerleşik “saygı duyma–koruma–yerine getirme” (respect–protect–fulfil) çerçevesinde koruma yükümlülüğü; devletten, işverenler ve veliler dahil üçüncü kişilerin eğitim hakkını ihlal etmesinin önlenmesini gerektirmektedir.

Bu iki tespit birlikte okunduğunda sonuç nettir: öğretmeni şiddetten koruma yükümlülüğü, failin kimliğinden ve okulun statüsünden bağımsız olarak devlete düşen pozitif bir anayasal ödevdir.

2. Şiddetin Üç Ekseni

Bu bölümde ne var? Öğretmene yönelik şiddetin hukuki açıdan üç farklı türde ele alındığı ve her birinin farklı bir sorumluluk rejimi doğurduğu.

Öğretmene yönelik şiddet tek bir kalıba sığmamaktadır. Yargı kararları, birbirinden farklı hukuki rejimlere tabi üç eksen olduğunu ortaya koymaktadır:

Yatay Şiddet: Veli, öğrenci veya üçüncü kişilerden gelen fiziksel ve sözel saldırılardır. Bu eksende idarenin okul içindeki gözetim ve güvenlik yükümlülüğü ile hizmet kusuru sorumluluğu devreye girer.

Dikey Şiddet: İdare veya amir eliyle uygulanan psikolojik tacizdir (mobbing). Devletin ihlali önleme, etkili soruşturma yürütme ve mağduru koruma şeklindeki pozitif yükümlülükleri bu eksende işler.

Usuli Şiddet: Disiplin soruşturmalarının ve görev yeri değişikliklerinin idari birer yıldırma aracına dönüştürülmesidir. Bu şiddet biçimine karşı güvence, soruşturmanın tarafsızlığı ile atama işlemlerinin yargı denetimine açık tutulmasıdır.

Eksenleri birbirine bağlayan ortak ilke şudur: Öğretmenin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı (Anayasa m. 17), devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5. madde ile birlikte okunduğunda kamusal makamlara yalnızca şiddet uygulamama (negatif ödev) değil; şiddeti önleme, etkili soruşturma yürütme ve zararı giderme (pozitif ödev) yükler.

3. Yatay Şiddet: Veli ve Üçüncü Kişilere Karşı Okulun Koruma ve Gözetim Yükümlülüğü

Bu bölümde ne var? Velinin ya da dışarıdan gelen birinin öğretmene saldırması halinde okulun neden sorumlu tutulduğu; Danıştay’ın bu konudaki son kararları.

Öğretmene yönelik şiddetin kamuoyunda en görünür ve en travmatik biçimi, veli ya da okula giren üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fiziksel saldırıdır. Burada hukuki soru açıktır: Görev yerinde ve görevi sırasında saldırıya uğrayan bir öğretmen için okul idaresi sorumlu tutulabilir mi? Güncel Danıştay içtihadı bu soruya açıkça “evet” yanıtı vermekte; idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü hem öğrencileri hem de personeli kapsayacak biçimde geniş yorumlamaktadır.

3.1. Öğretmenin Ölümüyle Sonuçlanan Veli Şiddeti

Bir öğretmen, derste öğrencisine verdiği ceza nedeniyle gelişen olayların ardından öğrencinin velisi tarafından sınıfın içinde darp edilmiştir. Velinin attığı yumruk sonucu kaşı yarılan, başını okul sırasına ve yere çarpan öğretmen kısa süre sonra künt kafa travmasının yol açtığı “meningoensefalit ve komplikasyonları” nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Adli Tıp Kurumu, 4 Ekim 2011 tarihli raporu ile yaralanma ve ölüm arasındaki illiyet bağını saptamıştır.

Öğretmenin yakınlarının açtığı tam yargı davasında idare mahkemesi idarenin kusurlu olduğuna hükmetmiş; Danıştay 8. Dairesi bu kararı onamıştır. Daire çoğunluğunun temel tespiti şudur: Okul saatleri içinde “gerek öğrencilerin gerekse personelin güvenliğinden sorumlu olan” idarenin, denetim ve gözetim yükümlülüğü kapsamında kusuru açıktır (Danıştay 8. D., E. 2020/663, K. 2021/2780, 1.6.2021). Bu saptama, okulun koruyucu yükümlülüğünün öğrenciyle sınırlı olmadığını; personel sıfatıyla öğretmeni de kapsadığını ortaya koyması bakımından belirleyici öneme sahiptir.

Kararın karşı oyunda önemli bir hukuki gerilim de gözlemlenmektedir. Azınlıkta kalan üyeler, zararın doğrudan velinin eyleminden kaynaklandığını öne sürerek müterafik kusurun* varlığını savunmuş; idarenin ve üçüncü kişinin kusur oranları ayrı ayrı belirlenerek tazminatın buna göre hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. Çoğunluk ise koruma yükümlülüğünü öylesine güçlü bir temele oturtmuştur ki üçüncü kişinin doğrudan saldırısı bile idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

* Müterafik kusur: Zararın meydana gelmesinde idarenin yanı sıra zarar görenin ya da araya giren üçüncü kişilerin de kusurunun bulunmasıdır.

3.2. Okula Girişin Denetlenmesi ve Güvenlik Açığı

Saldırının okul dışından gelmesi de idarenin sorumluluğunu kesmez. Bir lisede okul dışından gelen kişiler, aralarında husumet bulunan öğrencilere saldırmış; bir öğrenci boynu kırılmak suretiyle yaralanarak yüksek oranda malul kalmıştır. Dikkat çekici olan şu: olaydan önce bir öğretmen valiliğe sunduğu dilekçeyle okulda şiddet olaylarının sık yaşandığını, güvenlik açığı bulunduğunu ve “hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin can güvenliğinin bulunmadığını” bildirmiş; daha önce iki kez de şikayette bulunmuştu.

İdare mahkemesi, saldırganların hangi gerekçeyle okul içinde bulunduğunun ve neden serbestçe hareket edebildiğinin idarece açıklanamadığını, gözetim yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirilmiş olsaydı olayın önlenebileceğini belirterek hizmet kusuruna hükmetmiş; Danıştay 8. Dairesi kararı onamıştır (Danıştay 8. D., E. 2023/139, K. 2024/1941, 28.3.2024).

Bu karardan öğretmen güvenliğine doğrudan uygulanabilecek iki ilke çıkmaktadır:

Birincisi: Okula girişin denetlenmesi — kimin, hangi gerekçeyle içeride bulunduğunun takibi — idarenin gözetim yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.

İkincisi: Güvenlik açığına ilişkin önceden yapılmış ve yanıtsız bırakılmış yazılı uyarılar, idarenin sorumluluğunu ağırlaştırır.

3.3. Gözetim Yükümlülüğünün Kapsamı ve Niteliği

İdarenin gözetim yükümlülüğünün sınırlarını, öğrenci yaralanmalarına ilişkin yerleşik içtihat belirginleştirmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bireylerin beden sağlığı yönünden korunmasından ve eğitim hizmetinin gözetim ile denetiminden Millî Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu; bu sorumluluğun öğrencilerin okula gelişinden ayrılışına kadar sürdüğünü belirtmiştir. Teneffüste basketbol oynayan nöbetçi öğretmenin geri giderek bir öğrenciyle çarpışıp onu yaralaması olayında bile nöbet görevinin gereği gibi yerine getirilmediği gerekçesiyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna karar verilmiştir (Danıştay İDDK, E. 2020/1241, K. 2021/273, 15.2.2021).

Merdiven korkuluğundan düşerek dalağı alınan ve okul arkadaşlarınca dövülerek yüksek oranda malul kalan öğrencilere ilişkin davalarda da Danıştay, idarenin zarara doğrudan yol açmamış olmasına karşın öğrencinin gözetim altında bulunduğu süre içinde oluşan zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay 8. D., E. 2021/995, K. 2021/1312, 3.3.2021; Danıştay 8. D., E. 2021/6516, K. 2022/3855, 7.6.2022).

Sonuç: Okul, görev saatleri boyunca — girişin denetlenmesi, fiziki güvenlik ve çatışma riskinin yönetimi dahil — güvenli bir çalışma ortamı tesis etmekle yükümlüdür. Bu ortamı sağlayamazsa, fail bir veli ya da dışarıdan gelen bir kişi olsa dahi idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk temelinde tazmin yükümlülüğü doğar.

4. Dikey Şiddet: Mobbingin Hukuki Çerçevesi ve Devletin Pozitif Yükümlülüğü

Bu bölümde ne var? Mobbingin hukuki tanımı, Anayasa Mahkemesi’nin devlete yüklediği somut yükümlülükler ve öğretmenler için hangi yolun işe yaradığı.

Türk hukukunda mobbingin çerçevesini çizen başlıca metin, Anayasa Mahkemesi’nin E.B. kararıdır (AYM, E.B., B. No: 2014/7998, 19.7.2018). Bir kamu laboratuvarında veteriner hekim olarak çalışan başvurucunun sık sık savunmasının alınması, biriminin sürekli değiştirilmesi, sağlık bilgilerinin sorgulanması ve sistemli biçimde yıldırılması üzerine Mahkeme, bir muamelenin “psikolojik taciz” sayılabilmesi için üç ölçüt aramıştır:

(1) Eylemin, işyeriyle ilgili olarak yöneticiler ya da çalışanlarca yapılması veya bunlara göz yumulması;

(2) Süreklilik taşıması, keyfi olması, sistemli ve kasıtlı biçimde gerçekleşmesi ve yıldırma ile dışlama amacı içermesi;

(3) Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında somut bir zarar doğurması (AYM, E.B., §80).

Devletin Pozitif Yükümlülükleri

Kararın asıl ağırlığı, devletin pozitif yükümlülüklerini sıralamasında yatmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi, 5. maddeyle birlikte okunduğunda kamusal makamlara şu yükümlülükleri yüklemektedir: mobbingin oluşmaması için önlem alma, şikayetleri etkili denetim mekanizmalarıyla inceleme, zararları giderme ve yargılamalarda ilgili ve yeterli gerekçe sunma. Mahkeme, idarenin kendi ön incelemesiyle mobbingi tespit etmesine karşın başvurucuyu koruyacak herhangi bir önlem almamasını ihlal saymış ve şu ilkeyi koymuştur:

“Kamusal makamlar, psikolojik taciz oluşturan durumları tespitle yetinmemeli; bu tür davranışların oluşmaması ya da telafi edilmesi amacıyla etkili önlemleri hızla almalıdır.”  (AYM, E.B., §91)

Ceza Davası mı, Tazminat Davası mı?

Anayasa Mahkemesi, mobbing ve psikolojik şiddet vakalarında cezai yaptırımlar yerine tazminat hukukunu önceliklendirmektedir. Okul idaresince sistematik aşağılamaya maruz bırakıldığını öne sürerek suç duyurusunda bulunan ve takipsizlik kararının ardından bireysel başvuru yapan öğretmenlerin başvurularını Mahkeme; hukuk (tazminat) davasının “daha yüksek başarı şansı sunan, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu” olduğunu belirterek “başvuru yollarının tüketilmemesi” gerekçesiyle reddetmiştir (AYM, Aslı Kırmızı Demirseren, B. No: 2013/5680, §41; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, §44).

Bu kararlar öğretide haklı olarak eleştirlise de, mobbingin travma sonrası stres bozukluğu ve majör depresyon gibi tıbbi ve ruhsal boyutlarını da kayda geçirerek sağlık etkilerini hukuki değerlendirmenin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir.

İçtihadın Eleştirel Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi’nin bu tutumu öğretide haklı eleştirilere konu olmaktadır. Söz konusu yaklaşım, aralarında kanun yolu ilişkisi bulunmayan iki ayrı yargı kolunu (ceza ve tazminat) tek bir basamaklı bütün olarak okumakta ve etkili başvuru hakkını güçleştirmektedir (Duygun, AkdHFD, C. 15, S. 2, 2025, s. 781-782). Üç pratik sorun öne çıkmaktadır:

Tuzak etkisi: Mağdur yalnızca ihlalin tespitini isteyip maddi talepte bulunmasa bile tazminat davası açması beklenmektedir.

Çifte kapan: Tazminat yoluna başvurulduğunda ise “yanlış davalıya dava açıldı” gerekçesiyle ret kararıyla karşılaşılabilmektedir (AYM, Şehnaz Ayhan, B. No: 2013/6229).

Öngörülemezlik: Hizmet kusuru ile kişisel kusur sınırı henüz netleşmediğinden başlangıçta doğru yargı kolunu belirlemek güçleşmektedir.

Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi’nin “asgari ağırlık eşiği” uygulaması da tutarsızlık içermektedir. Mahkeme, sistematik ve örgütlü baskı iddialarında eşiğin aşıldığını kabul edip ihlal kararı verebilirken; benzer nitelikteki öğretmen başvurularında başvurucunun kamu görevlisi ve yetişkin olmasını gerekçe göstererek eşiği aşılmamış sayabilmektedir. Emel Leloğlu kararı (AYM, B. No: 2013/3512) bu tutarsızlığın somut örneğidir. Öğretide de aynı kararı bu bağlamda değerlendirilmektedir (Göztepe Çelebi, Anayasa Yargısı Dergisi, C. 32 (2015), s. 326-327).

5. Şiddet Mağduru Öğretmenin Korunması: Koruyucu Tedbir ve Görev Yeri Değişikliği

Bu bölümde ne var? Öğretmen aile içi ya da okul dışı şiddete maruz kaldığında idarenin ne yapmak zorunda olduğu; AYM’nin somut bir vakaya ilişkin kararı.

Öğretmenin maruz kaldığı şiddet her zaman okul içinden kaynaklanmaz; bazen öğretmen, aile içi şiddet gibi okul dışı bir şiddetin mağduru olarak da idareden koruma talep edebilir. Bu durumda devletin pozitif yükümlülüğü, başta görev yeri değişikliği olmak üzere koruyucu tedbirleri etkili biçimde hayata geçirmektir.

Somut bir örnek: Öğretmen olarak görev yapan bir başvurucu, eski eşi tarafından darp edilmiş ve bıçaklanarak yaralanmıştır. Hakkında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruma tedbirleri alınan başvurucu, can güvenliği gerekçesiyle önce Millî Eğitim Bakanlığı’na ardından aile mahkemesine başvurarak işyerinin değiştirilmesini talep etmiştir. MEB, koruyucu tedbir kararı sunulmadığı gerekçesiyle; aile mahkemesi ise talebin idari nitelikte olduğunu öne sürerek talebi reddetmiştir. Ret kararının ardından başvurucu eski eşi tarafından yeniden bıçaklanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun’da işyerinin tedbiren değiştirilmesine dair açık hükümler bulunmasına ve somut can güvenliği riskinin ortaya konulmuş olmasına karşın kamusal makamların gerekli önlemleri almadığını saptayarak kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, K.Ş., B. No: 2016/14613, 17.7.2019).

Bu karardan üç somut çıkarım yapılabilir:

Birincisi: Görev yeri değişikliği bir lütuf değil; koşulları oluştuğunda yerine getirilmesi zorunlu bir koruyucu tedbirdir.

İkincisi: “Talep idari niteliktedir” gibi biçimsel gerekçeler, somut can güvenliği riski karşısında yeterli sayılmaz.

Üçüncüsü: Hem MEB hem de yargı makamı bu yükümlülüğün muhatabıdır; birinin pasif kalması diğerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

6. Öğretmenin Onuru ve Aleni Aşağılama: Nefret Söylemi Sınırı

Bu bölümde ne var? Öğretmeni hedef alan sözel saldırılar, sosyal medya paylaşımları ve yayın içerikleri için ifade özgürlüğünün nerede bittiği.

Şiddet yalnızca fiziksel biçimde tezahür etmez; öğretmenin onurunu zedeleyen sözel ve kamusal saldırılar da bu kapsamdadır. Bu tür durumlarda öğretmenin şeref ve itibarının korunması hakkı (Anayasa m. 17) ile ifade ve basın özgürlüğü (Anayasa m. 26) karşı karşıya gelir. Ancak ifade özgürlüğünün mutlak bir sınırı vardır: nefret söylemi.

Bir televizyon programında uzaktan eğitim yayınında ders anlatan başörtülü bir öğretmen vesilesiyle sunucu, başörtülü öğretmenlerin öğrencilere rol model olmasının “çok yanlış” ve “facia” olduğunu dile getirmiştir. RTÜK’ün uyguladığı idari para cezası ve yayın durdurma yaptırımına karşı açılan davada ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi yaptırımı iptal etmiş; ancak Danıştay 13. Dairesi bu kararları bozmuştur. Daire, söz konusu ifadelerin başörtülü öğretmenlere yalnızca bu kimliklerinden dolayı yöneltiğini, hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan ve meşrulaştıran bir nitelik taşıdığını, dolayısıyla nefret söylemi oluşturduğunu ve ifade özgürlüğü güvencesinden yararlanamayacağını belirtmiştir (Danıştay 13. D., E. 2021/4808, K. 2021/5381, 28.12.2021).

Bu karar, öğretmenlerin kimlikleri nedeniyle alenen hedef gösterilmesinin hukuki korumadan yararlanamayacağını ortaya koymaktadır. Öğretmeni öğrenciler veya meslektaşları önünde küçük düşüren amirlerin manevi tazminat ödemesine hükmeden Yargıtay içtihadı da (Yargıtay 4. HD, E. 2022/2898, K. 2024/12923, 12.12.2024) aynı ilkeye dayanmaktadır: öğretmenin onuru, fail kim olursa olsun — amir, veli ya da bir yayın kuruluşu — kamusal alandaki her türlü aşağılamaya karşı koruma altındadır. Eleştiri ile aşağılama arasındaki sınır hukuken belirleyicidir.

7. Usuli Şiddet: Disiplin Soruşturmasının ve Atamanın Yıldırma Aracına Dönüşmesi

Bu bölümde ne var? Disiplin soruşturmalarının ve nakillerin baskı aracına dönüştürülmesine karşı yargının koyduğu güvenceler; 2025 tarihli somut kararlar.

Öğretmene yönelik şiddet her zaman fiziksel ya da sözel değildir; zaman zaman disiplin soruşturmaları ve görev yeri değişiklikleri de birer idari baskı aracına dönüştürülmektedir. Güncel idari yargı kararları bu “usuli şiddete” karşı öğretmenlere önemli güvenceler sunmaktadır.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin 2025 yılına ait iki kararı somut örnekler sunmaktadır. İlk kararda mahkeme; öğretmenin lehine ve aleyhine deliller tam olarak toplanmadan, gösterdiği tanıklar dinlenmeden verilen disiplin cezasını “tarafsız ve usulüne uygun yürütülmeyen soruşturma geçersizdir” gerekçesiyle iptal etmiştir (İzmir BİM 2. İDD, E. 2025/1249, K. 2025/2082). İkinci kararda ise soruşturmayı yürüten iki müfettişin eş olması tarafsızlık ilkesine aykırı bulunmuş; soruşturmacılar arasında akrabalık bağının bulunmamasının en temel hukuki güvence olduğu vurgulanarak ceza iptal edilmiştir (İzmir BİM 2. İDD, E. 2025/1699, K. 2025/1879).

Bu kararların mantığı çift yönlüdür: Bir yanda amirin öğretmenlere yönelik mobbingi hukuken tanınmakta, öte yanda disiplin sürecinde sanık konumundaki yöneticiye de adil soruşturma güvencesi sağlanmaktadır. Bu yaklaşım, disiplin hukukunun ceza hukukunun genel ilkelerine tabi olduğunu ve her iddianın somut delillerle kanıtlanması zorunluluğunu vurgulayan yerleşik Danıştay içtihadıyla (Danıştay 12. D., E. 2012/2922, K. 2015/6975) örtüşmektedir.

Nakil ve atama işlemleri için de aynı yargısal denetim geçerlidir. Mobbing iddiasıyla dava açılan bir nakil işleminde mahkeme; il içi atama yetkisinin yalnızca valiye ait ve devredilemez olduğunu belirterek (5442 sayılı Kanun, m. 8), vali yerine İl Millî Eğitim Müdürü tarafından yapılan atamayı yetki yönünden iptal etmiştir (İzmir BİM 1. İDD, E. 2025/404, K. 2025/677).

Bununla birlikte şunu da belirtmek gerekir: Her yıldırma iddiası otomatik olarak ispatlanmış sayılmaz. Nitekim yetkisi dışında okulun idari işlerine müdahale ettiği ve çalışma düzenini bozduğu çok sayıda tanık beyanıyla kanıtlanan bir öğretmene verilen disiplin cezası hukuka uygun bulunmuştur (Adana BİM 1. İDD, E. 2025/979, K. 2025/1134). Kısacası hukuki koruma dokunulmazlık anlamına gelmez; soruşturmanın tarafsızlığı kadar iddianın somut delillerle desteklenmesi de zorunludur.

8. Öğretmenin Çift Yönlü Statüsü: Güçlendirilmiş Koruma, Güçlendirilmiş Yükümlülük

Öğretmenlik mesleği, muhatabının doğrudan çocuklar olması nedeniyle hem daha güçlü korunan hem de daha fazla sorumluluk gerektiren çift yönlü bir statüye sahiptir.

Yükümlülükler ve Rol Model Sorumluluğu

Otorite figürü ve rol model olan öğretmenlerin mesleki yükümlülükleri okul duvarlarının ötesine uzanmaktadır. Ölçüsüz bir sosyal medya paylaşımı (AYM, R.K., B. No: 2017/20729) ya da öğrenciyle mesleki sınırları aşan ilişkiler (Danıştay 12. D., E. 2020/470, K. 2023/5240) disiplin yaptırımına konu olabilmektedir.

Yükümlülüklerin Sınırı ve Temel Haklar

Öte yandan bu yükümlülükler sınırsız değildir. Anayasa Mahkemesi, öğretmene verilen bir disiplin cezasının “demokratik toplum düzenine uygun” sayılabilmesi için eylemin kamu hizmetini nasıl olumsuz etkilediğinin idarece somut biçimde kanıtlanmasını şart koşmaktadır. Barışçıl bir toplantıya katıldığı için cezalanan eğitimcilere ilişkin davada (AYM, Gülistan Atasoy ve diğerleri, B. No: 2017/15845, 22.1.2021) çoğunluk ihlal görmemiştir; ancak karşı oylar, şiddete katılımın somut olarak kanıtlanmadan verilen cezaların “kategorik ve caydırıcı birer müdahale” oluşturduğunu vurgulamıştır.

9. Okulun Sorumluluğu ve Yargı Yolu: Kamu–Özel Ayrımı

Bu bölümde ne var? Öğretmen dava açacaksa hangi mahkemeye gideceği; kamu okulu ile özel okul arasındaki fark; vakıf üniversitesinin özel mi kamu mu sayıldığı.

Öğretmen şiddete uğradığında “kime, hangi yargı kolunda dava açacağı” sorusu Türk hukukunun en karmaşık alanlarından biridir. Yanıt; öğretmenin çalıştığı kuruma, hukuki statüsüne ve haksız eylemin niteliğine göre değişmektedir.

9.1. Kamu Okulları: Hizmet Kusuru, Kişisel Kusur ve İkili Yargı Yolu

Kamu görevlisi öğretmenler bakımından temel kural, Anayasa’nın 129. maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesidir: görevin yürütülmesi sırasında işlenen kusurlardan doğan tazminat davaları kural olarak görevli aleyhine değil idare aleyhine açılır; idarenin rücu hakkı saklıdır. Bu çerçevede kamu görevlisinin uyguladığı mobbing ya da idarenin güvenli ortam sağlayamaması hizmet kusuru olarak nitelendirilerek uyuşmazlık idari yargıda tam yargı davası yoluyla çözülür.

Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu görevlilerinin işlemleri nedeniyle doğan psikolojik taciz iddialarında hizmetten ayrılabilen kişisel kusurun çok açık ve somut biçimde ortaya konulmadığı sürece görevle bağlantının süreceğini belirtmiştir. Belgelenmemiş ve mahkeme ilamıyla desteklenmeyen soyut iddialar illiyet bağını kesmeye yetmez (Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2015/720, K. 2015/723, 26.10.2015). Dolayısıyla kişisel kusur açıkça kanıtlanmadıkça uyuşmazlığın idari yargıda tam yargı davası olarak görülmesi gerekir (Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2015/720, K. 2015/723, 26.10.2015).

Bununla birlikte, görevden açıkça ayrılabilen ve tamamen kişisel nitelik taşıyan kusur durumunda dava doğrudan fail kamu görevlisine karşı adli yargıda açılabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bir okul müdürünün öğretmeni öğrenciler önünde küçük düşürdüğü ve WhatsApp grubunda “burada fazlasın” tarzında mesajlar paylaştığı olayda müdürün sistematik mobbing uyguladığını tespit ederek hükmedilen manevi tazminatı onamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2022/2898, K. 2024/12923, 12.12.2024).

9.2. Özel ve Vakıf Kurumları: İş Hukuku, Statü ve Yargı Yolu

Özel okul ve eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler kural olarak iş sözleşmesine dayalı işçi statüsündedir. Bu nedenle işverenin gözetme borcu ile iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri devreye girer; mobbing ve benzeri uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür. Ancak uyuşmazlığın hangi yargı koluna taşınacağını belirleyen asıl ölçüt, kurumun kamu veya özel niteliği değil, çalışanın tabi olduğu hukuki statüdür.

Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi, kamuya ait bir meslek lisesinin uygulama otelinde usta öğretici olarak çalışan kişinin hizmet sözleşmesinin feshine ilişkin uyuşmazlıkta, davacının memur, sözleşmeli personel veya geçici personel statülerinden birine girmediğini ve talep edilen hakların İş Kanunu’ndan kaynaklanan işçilik alacakları niteliğinde olduğunu vurgulayarak adli yargıyı görevli saymıştır (Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2020/496, K. 2020/492, 28.9.2020).

Buna karşılık Uyuşmazlık Mahkemesi bir başka kararında, vakıf üniversitesinde profesör olarak görev yapan bir öğretim üyesinin sözleşmesinin feshine ilişkin uyuşmazlıkta; vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu, yükseköğretim hizmetinin kamu hizmeti niteliği taşıdığını ve öğretim üyelerinin kamu hukuku rejimine tabi olduğunu belirterek idari yargıyı görevli kabul etmiştir (Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2020/479, K. 2020/626, 26.10.2020).

Devletin insan onuruna aykırı muameleleri önleme yükümlülüğü yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değildir. Devlet, özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin de şiddet, kötü muamele ve psikolojik tacize karşı etkili biçimde korunmasını sağlayacak hukuki ve kurumsal mekanizmaları oluşturmakla yükümlüdür.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi de, öğretmenlere yönelik mobbing ve sigorta usulsüzlüğü iddialarını konu alan bir internet yayını nedeniyle açılan manevi tazminat davasında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını kabul ederek ilk derece kararını onamıştır (İstanbul BAM 4. HD, E. 2023/2077, K. 2025/445, 5.2.2025). Bu karar, eğitim kurumlarındaki çalışma koşulları ile öğretmenlerin maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin iddiaların belirli koşullar altında kamusal tartışmanın konusu yapılabileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

10. Sistem Etkisi: Hangi Uygulamalar Hukuki Risk Taşıyor?

Bu içtihatlar, eğitim kurumlarının öğretmenlere yaklaşımını önemli ölçüde dönüştürmüştür. Ciddi hukuki risk barındıran uygulamalar şunlardır:

Okul güvenliğinin yeterince sağlanmaması

Bilinen risklere ve yapılan uyarılara karşın önlem alınmaması

Öğretmenin üçüncü kişilerin saldırısına karşı korumasız bırakılması

Ciddi güvenlik riskleri karşısında koruyucu tedbir taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi

Tarafsızlıktan uzak disiplin soruşturmaları

Yıldırma amacı taşıdığı izlenimini uyandıran görevlendirmeler ve nakiller

Öğretmeni küçük düşüren davranışlar ve kimliği nedeniyle hedef gösterme

Mobbing tespit edilmesine karşın gerekli önlemlerin alınmaması

Bununla birlikte bazı meseleler henüz tam anlamıyla netlik kazanmamıştır: hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki ayrım ve buna bağlı yargı yolu; üçüncü kişi saldırılarında idarenin sorumluluğunun kapsamı; bazı eğitim çalışanlarının hukuki statüsündeki belirsizlikler ve mobbingi doğrudan düzenleyen kapsamlı bir yasal çerçevenin yokluğu önemli tartışma alanları olmaya devam etmektedir. Her ne kadar 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi (İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi ile İlgili 2025/3 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi-R.G. 32833, 6 Mart 2025) psikolojik tacizle mücadele mekanizmalarını güçlendirmiş olsa da bir genelgenin, mobbingi ayrıntılı biçimde tanımlayan ve ispat ölçütlerini belirleyen özel bir yasanın yerini tutamayacağı açıktır.

11. Eğitim Hakkı Analizi: Öğretmenin Hukuki Konumu Güçlendi mi?

Genel tablo, öğretmenin hukuki konumunun güçlendiği yönündedir. Anayasa Mahkemesi’nin pozitif yükümlülük yaklaşımı ve Danıştay’ın koruma yükümlülüğünü personeli kapsayacak biçimde genişletmesi, eğitim kurumlarının yalnızca eğitim vermekle değil; öğretmenler için güvenli ve saygılı bir çalışma ortamı sağlamakla da yükümlü olduğunu ortaya koymuştur.

Bu gelişmenin önemi bireysel haklarla sınırlı değildir. Şiddetin ya da yıldırmanın olağanlaştığı, güvensiz bir çalışma ortamı eğitim hizmetinin kalitesini de olumsuz etkiler. Dolayısıyla öğretmenin korunması, öğrencilerin nitelikli eğitime erişiminin de temel koşullarından biridir.

Ne var ki bu koruma mekanizması sorunsuz işlememektedir. Mobbing iddialarında zaman zaman yüksek tutulan ispat standardı ve farklı yargı süreçleri arasındaki ilişkinin yarattığı bürokratik yük, uygulamadaki etkinliği azaltabilmektedir. Hukuki konum güçlenmiş olmakla birlikte geliştirilmeye açık yönler hâlâ mevcuttur.

12. Pratik Sonuçlar ve Uygulama Önerileri

12.1. Okul İdarecileri ve Müdürler İçin

Girişi denetleyin. Okula kimin, hangi gerekçeyle girdiğini kayıt altına alın; ziyaretçi/veli görüşmelerini randevu ve refakat usulüne bağlayın. Üçüncü kişilerin bina içinde serbestçe dolaşması, idarenin açıklamakla yükümlü olduğu ve açıklayamazsa hizmet kusuru doğuran bir durumdur.

Bilinen riski belgeleyin ve giderin. Güvenlik zafiyetine, tehditkâr veliye veya tekrar eden çatışmaya ilişkin uyarıları yazılı kayda alın ve somut tedbir alın. Önceden yapılmış ve cevapsız bırakılmış bir uyarı, sorumluluğu ağırlaştırır.

Veli–öğretmen temasını yönetin. Öfkeli veliyle görüşmeyi öğretmeni yalnız bırakmadan, idareci eşliğinde ve gerektiğinde güvenlik desteğiyle yapın; sınıf içinde veli–öğretmen çatışmasının önüne geçecek bir protokol oluşturun.

Soruşturmada tarafsızlığı koruyun. Soruşturmacının taraflarla akrabalık/menfaat bağı bulunmamalı; lehe ve aleyhe deliller birlikte toplanmalı; gösterilen tanıklar dinlenmelidir. Sakat soruşturmaya dayanan ceza iptale mahkûmdur (İzmir BİM 2. İDD, E. 2025/1249, K. 2025/2082, 24.11.2025; E. 2025/1699, K. 2025/1879, 23.10.2025).

Mobbing’i fark edince müdahale edin. Mobbing’i yalnızca fark etmekle yetinmeyin. İdarenin görevi yalnızca ihlali tespit etmek değil, çalışma koşullarını düzeltmek, mağduru korumak ve gerekli tedbirleri almaktır (AYM, E.B., §91).

Koruyucu nakil talebini ciddiye alın. Şiddet mağduru öğretmenin somut can güvenliği riskine dayalı görev yeri değişikliği talebini “idari mahiyette” gibi biçimsel gerekçelerle geçiştirmeyin; talebi yetkili makama (vali) ileterek etkili biçimde değerlendirin.

12.2. Öğretmenler için

Riski yazıya dökün. Tehdit, taciz veya güvenlik açığını zamanında, tarih ve içerikle birlikte idareye yazılı olarak bildirin. Yazılı bildirim, hem idarenin önlem ödevini doğurur hem de olası bir davada delil değeri taşır.

Sağlık etkilerini raporlayın. Mobbing veya şiddetin doğurduğu travma sonrası stres, depresyon gibi tabloları hekim/adli tıp raporuyla belgeleyin; bu raporlar hukuki değerlendirmenin ve tazminatın temelini güçlendirir.

Doğru yolu seçin. Mobbing ve benzeri eylemlerde ceza şikâyeti çoğu zaman takipsizlikle sonuçlanır; Anayasa Mahkemesi tazminat davasını “daha yüksek başarı şansı sunan, etkili” yol sayar. Kamu görevlisiyseniz idari yargıda tam yargı, kişisel kusurda adli yargıda failin şahsına; özel/vakıf kurumunda statünüze göre iş veya idari yargı gündeme gelir. Yalnızca ihlalin tespitini istiyor ve maddi talebiniz yoksa, salt ceza yolunu tüketmenizin yeterli sayılması gerektiği öğretide savunulmaktadır (Göztepe Çelebi, s. 340; Duygun, s. 781-782). Ancak bu yazıda işlediğimiz Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırda tutmak gerekir.

Aile içi/okul dışı şiddette koruyucu tedbir isteyin. 6284 sayılı Kanun kapsamında işyeri değişikliği dâhil koruyucu tedbirleri talep edebilirsiniz; talebinizi somut can güvenliği olgularıyla temellendirin (AYM, K.Ş., B. No: 2016/14613, 17/7/2019).

Mesleki sınırlara dikkat edin. Koruma bir dokunulmazlık değildir; öğrenciyle mesleki sınırın aşılması, çalışma düzenini bozan davranışlar veya nefret/terör içerikli paylaşımlar disiplin sorumluluğu doğurabilir (Adana BİM 1. İDD, E. 2025/979, K. 2025/1134, 3.6.2025).

Örnek Uluslararası Standart: UNESCO/ILO Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı (1966) uyarınca; öğretmenlerin hak ve korumalardan yararlanabilmesi, mesleki etik standartlara ve öğrencilerin haklarına gösterdikleri saygı ile dengelenmiştir. Bkz. https://www.ilo.org/ilo-unesco-recommendation-concerning-status-teachers-1966 .

12.3. Okullar ve işverenler (kamu ve özel) için

İç şikâyet ve inceleme mekanizması kurun. Etkili, gizliliği gözeten, tarafsız bir şikâyet usulü oluşturun. Devletin koruma ödevi kamu–özel ayrımı gözetmediğinden, özel okullar da İş Kanunu’nun gözetme borcu ve iş sağlığı–güvenliği yükümlülükleri çerçevesinde bu mekanizmaları kurmakla yükümlüdür.

Dünya Örneği (Almanya): Almanya’da okullar ve işverenler, Genel Eşit Muamele Kanunu (AGG-Allgemeines Gleichbehandlungsgesetz) uyarınca okul içinde ayrımcılık, taciz ve mobbingi inceleyecek bağımsız bir “Şikâyet Ofisi” (Beschwerdestelle) kurmak ve başvuran öğretmenin gizliliğini korumak zorundadır. Bkz. https://www.gesetze-im-internet.de/agg/__13.html .

Berlin’den Örnek: Berlin Eğitim Bakanlığı’nın okul personeli için kurduğu merkezî şikâyet ofisi. Bkz. https://www.berlin.de/sen/bjf/service/qualitaets-und-beschwerdemanagement/agg-beschwerdestelle/ .

Atamaları yetki ve gerekçe yönünden denetlenebilir kılın. Naklin yetkili makamca, kamu yararı ve hizmet gereği somut biçimde belirtilerek, ilgilinin korunan menfaatleri gözetilerek yapılmasını sağlayın; yıldırma izlenimi verecek sıklık ve biçimden kaçının.

Güvenlik altyapısına yatırım yapın. Giriş kontrolü, güvenlik personeli ve kriz protokolleri, sonradan ödenecek tazminatlardan hem etik hem ekonomik olarak daha ucuzdur.

Uluslararası Standart: ILO’nun 190 Sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Taciz Sözleşmesi uyarınca, eğitim kurumları da dahil olmak üzere işverenler, işyerindeki üçüncü taraf şiddetini (veli/ziyaretçi) risk değerlendirme süreçlerine dahil etmek ve fiziksel önlemleri almakla yükümlüdür. Türkiye henüz onaylamamıştır. Orijinal Metin İçin Bkz. https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO::P12100_INSTRUMENT_ID:3999810 .

12.4. Veliler ve kamuoyu için

Şikâyetin meşru yolu vardır. Öğretmene ilişkin şikâyetler okula/idareye, gerektiğinde adli ve idari makamlara iletilir; fiziksel veya sözel saldırı hem cezai sorumluluk hem de — kamu görevi nedeniyle yaralama gibi — ağırlaştırılmış yaptırım doğurur.

Aleni aşağılama korunmaz. Öğretmeni kimliği üzerinden hedef gösteren nefret söylemi ifade özgürlüğünün koruması dışındadır; eleştiri ile aşağılama arasındaki sınır hukuken anlamlıdır (Danıştay 13. D., E. 2021/4808, K. 2021/5381, 28.12.2021).

12.5. Hukukçular için

Doğru yargı kolunu erken belirleyin. Olayı hizmet kusuru/kusursuz sorumluluk (idari yargı) ile kişisel kusur (adli yargı) ekseninde nitelendirin; statü (memur, sözleşmeli, işçi, vakıf personeli) yargı yolunu doğrudan etkiler (Uyuşmazlık Mah., E. 2015/720, K. 2015/723; E. 2020/496, K. 2020/492; E. 2020/479, K. 2020/626).

Eğitim hakkı çerçevesini kullanın. ESKHS m. 13 ve Genel Yorum No. 13 (§§ 6, 38, 41) ile Anayasa m. 17 ve 5’i birlikte kurgulayarak korumayı yalnızca bireysel tazmin değil, pozitif yükümlülük temelinde temellendirin.

Üçüncü kişi eyleminde müterafik kusuru tartışın. Veli/üçüncü kişi şiddetinde idarenin %100 mü yoksa azaltılmış mı sorumlu olacağı henüz yerleşmemiştir; somut olayda idarenin gözetim ödevini ihmal ettiğini belgeleyerek tam sorumluluk lehine güçlü bir tez kurulabilir.

Asgari eşik ve başvuru yolu eleştirilerini gündeme getirin. Mobbing başvurularında AYM’nin asgari ağırlık eşiğini kişiselleştirmeden uyguladığı ve ceza–tazminat yollarını birbirine bağladığı yönündeki öğreti eleştirisini (Göztepe Çelebi, s. 326-327, 340; Duygun, s. 781-785) somut başvurunuzda işleyerek, hem eşik hem de başvuru yolu itirazlarına karşı zemin hazırlayın.

Delili önceden inşa edin. Yazılı bildirimler, tutanaklar, tanık listeleri ve sağlık raporları hem ihlali hem nedensellik bağını kanıtlamada belirleyicidir.

SONUÇ: Hukuktaki boşluklar

Eğitim hukukunda öğretmenin korunması yalnızca bireysel bir tazminat meselesi değil; eğitim hakkının taşıyıcı sütunlarından biridir.

Yine de tablo eksiksiz değildir. Mobbingi tanımlayan ve ispat standartlarını belirleyen bağımsız bir yasal düzenlemenin yokluğu yalnızca pratik bir eksiklik değil; anayasal bir sorundur. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasından doğan pozitif yükümlülüğün kapsamlı bir mobbing yasasını zorunlu kıldığı savunulmaktadır (Duygun, s. 793-795). Hizmet kusuru–kişisel kusur ayrımındaki belirsizlik, üçüncü kişi şiddetinde müterafik kusurun henüz yerleşmemiş olması ve Anayasa Mahkemesi’nin asgari eşik içtihadındaki tutarsızlıklar; mağdur öğretmenin önüne öngörülemez usul engelleri koymaktadır (Göztepe Çelebi, s. 326-327, 340; Duygun, s. 781-785).

Sonuç olarak: öğretmenin şiddetten korunması — ister veli, ister üçüncü kişi, ister amir, isterse kamuoyundan kaynaklansın — failin kimliğini ve kurumun statüsünü aşan, devlete düşen pozitif bir yükümlülüktür. Yargı bu yükümlülüğü giderek somutlaştırmaktadır. Öğretmeni koruyan bir hukuk düzeni, yalnızca bir çalışanı değil; o sınıftaki her öğrencinin nitelikli eğitime erişim hakkını da korumaktadır!


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı bir hukuki değerlendirmedir; somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki görüş yerine geçmez. Her olayın kendine özgü koşullar içinde değerlendirildiğini unutmayın. Kararlara yapılan atıflarda esas/karar numaraları ve tarihler, ilgili veritabanlarındaki künyelere göre verilmiştir.


Kaynaklar
Yargı Kararları

Danıştay

  • Danıştay 8. D., E. 2020/663, K. 2021/2780, 1.6.2021 (veli şiddeti — öğretmenin ölümü)
  • Danıştay 8. D., E. 2023/139, K. 2024/1941, 28.3.2024 (okula girişin denetlenmesi — üçüncü kişi saldırısı)
  • Danıştay 8. D., E. 2021/995, K. 2021/1312, 3.3.2021 (merdiven korkuluğu — öğrenci yaralanması)
  • Danıştay 8. D., E. 2021/6516, K. 2022/3855, 7.6.2022 (öğrenci dövme — kusursuz sorumluluk)
  • Danıştay İDDK, E. 2020/1241, K. 2021/273, 15.2.2021 (nöbetçi öğretmen — gözetim yükümlülüğü)
  • Danıştay 12. D., E. 2020/470, K. 2023/5240 (öğrenciyle mesleki sınır ihlali)
  • Danıştay 13. D., E. 2021/4808, K. 2021/5381, 28.12.2021 (başörtülü öğretmen — nefret söylemi — RTÜK)

Anayasa Mahkemesi

  • AYM, E.B., B. No: 2014/7998, 19.7.2018 (mobbing — üç ölçüt — devletin pozitif yükümlülüğü)
  • AYM, Aslı Kırmızı Demirseren, B. No: 2013/5680, 15.4.2014 (mobbing — başvuru yolunun tüketilmemesi)
  • AYM, Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15.4.2014 (mobbing — başvuru yolunun tüketilmemesi)
  • AYM, Emel Leloğlu, B. No: 2013/3512 (mobbing — asgari eşik — öğretmen)
  • AYM, Şehnaz Ayhan, B. No: 2013/6229 (tazminat — yanlış davalı)
  • AYM, K.Ş., B. No: 2016/14613, 17.7.2019 (aile içi şiddet — işyeri nakli — 6284 sayılı Kanun)
  • AYM, Z.A., B. No: 2013/2928 (öğretmenin özel statüsü — çocukların üstün yararı)
  • AYM, R.K., B. No: 2017/20729 (sosyal medya paylaşımı — disiplin)
  • AYM, Gülistan Atasoy ve diğerleri, B. No: 2017/15845, 22.1.2021 (barışçıl toplantı — disiplin cezası)

Yargıtay

  • Yargıtay 4. HD, E. 2022/2898, K. 2024/12923, 12.12.2024 (okul müdürü — WhatsApp — mobbing — manevi tazminat)

Uyuşmazlık Mahkemesi

  • Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2015/720, K. 2015/723, 26.10.2015 (kamu görevlisi mobbing — idari yargı)
  • Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2020/496, K. 2020/492, 28.9.2020 (usta öğretici — adli yargı)
  • Uyuşmazlık Mah. Hukuk Böl., E. 2020/479, K. 2020/626, 26.10.2020 (vakıf üniversitesi öğretim üyesi — idari yargı)

Bölge İdare Mahkemeleri

  • İzmir BİM 2. İDD, E. 2025/1249, K. 2025/2082 (tarafsız soruşturma — tanık dinlenmemesi)
  • İzmir BİM 2. İDD, E. 2025/1699, K. 2025/1879 (soruşturmacıların evli olması — tarafsızlık)
  • İzmir BİM 1. İDD, E. 2025/404, K. 2025/677 (il içi nakil — vali yetkisi)
  • Adana BİM 1. İDD, E. 2025/979, K. 2025/1134 (öğretmen disiplin — hukuka uygun ceza)

AKADEMİK KAYNAKLAR

Ahmet Mert Duygun — “Anayasa Mahkemesi Kararları Doğrultusunda Mobbing”, Akdeniz Hukuk Fakültesi Dergisi (AkdHFD), C. 15, S. 2, 2025, s. 771-796.

Ece Göztepe Çelebi — “AYM’nin ‘Mobbing’ Başvurularına İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi”, Anayasa Yargısı Dergisi, C. 32, 2015, s. 323-342.


ULUSLARARASI KAYNAKLAR
  • BM ESKHK Komitesi, 13 Sayılı Genel Yorum (1999) — §§ 6/a, 6/c, 27, 38, 41
  • ESKHK, m. 13 (Anayasa m. 90/5 uyarınca iç hukuk parçası)

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top